February 2012
31 posts
Önemli olan kitaplarını paylaşabileceğin birini...
1 tag
2 tags
Yeşil zeytin olmadan yapılan kahvaltıdan belli bugünün uğursuzluğu.
Dershanede matematik-geometri sınavı mı olur arkadaşlar. Bu nasıl bir mantık. Neyse.
Çözmem gereken 300 soru ve ezberlemem gereken 500 kelime var.
Ananas soydurmak bence en acı veren işkence.
Ablam gelmiş. Gece üstüme atlayıp uyandırdı. Özlemişim.
Giyim tarzımı değiştirip Lookbook’a uyarlamayı düşünüyorum. Azıcık da...
1 tag
Güzelli çirkinli toplamda 11 tiyatro oyunu ve 8 sinema filmine gittim. Altın portakal film festivalini, konserleri kaçırmadım. Fuarların hepsine gittim.
Her gün okuldan gelip iki dersten yaklaşık 100 soru çözdüm. Etüt alıp ders çalıştım. Yaklaşık 15 deneme sınavına girdim.
Sağlıklı yaşam seminerine katıldım, İstanbul’a, Yunanistan’a gittim. Alışveriş yaptım. Bademaltı’nda...
Zamanı anlayamıyordu çünkü sonu olmayan bir şimdiki zamanda yaşadığını hissediyordu ve geleceğin onun için hiçbir anlamı yoktu.
1 tag
1 tag
Burada müzik var.
”Balkona çıkıp kafanı dağıtabilirsin, bir silahla ya da manzarayı izleyerek.”
Sonra yayılsın olanca buğusuyla özlem.
Gülümseyecek nedenler bulabilmek, başkasının mutluluğuna yanaklarını acıta acıta gülümsemek ne güzel.
Kendini bir iç savaşın ardından toparlamak zordur. Özeniyorum Don Kişot’a.
Hayallerinin peşinden koşmadıkça, hayalden hayale gezmenin ne...
Dünyada alma-verme sistemi var. Mesela Tanrı benden annemi ve babamı aldı ama...
– 6 yaşındaki Selin.
1 tag
”Yalnızsın, yaralısın.
Bir kedi yavrusunun damdan düşüşü kadarsın, ılıksın, suçlusun.
Evet umurumdasın.
Bir yaprak düşer yere; çıt.
İşte sonbahar.
Gibisin, ıslaksın, çok uzaktasın.”
1 tag
-insanlar üzgün olunca niçin ağlar?
+çünkü, daha duru görebilelim diye gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek.
1 tag
hayat bir karışımdır oysa, özlemlerini ve düşlerini çıkar boş bir yastık kılıfı gibi kalır gerisi.
”derler ki, yaranı nerenden aldığını unutursan taşıyamazsın ağır gelir.”
- Hayrettin Geçkin.
1 tag
İlk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız...
– Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna.
”Şimdiye kadar nasıl yaşadıysan yine öyle yaşayacaksın sanırsın. Sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir. Etrafındaki kimseye benzemez. Kendini bu yeni insanın aynasında görmeye başlarsın. Var olanı değil, sende eksik olanı gösteren sihirli bir aynadır ve sen bunca zaman aslında hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığını, bilmediğin bir şeye hasretlik çektiğini anlarsın. Şamar gibi iner...
1 tag
Bazı insanları düşünmek, bir diş düştükten sonra...
”bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz, biçim veremediğimiz şeylerin biçimini alıyoruz.”
Naber len?
Kahvaltılık peynir benim için neyse nutella da odur. Hatta bi yeşil zeytin etmez.
Haftalardır aralıksız ağrıyan sevgili başım, ayıp ediyorsun.
Majezikle ciddi düşünüyoruz.
On beş günde yedi kilo alan insana insan diyemiyorum. İnsanlıktan çıktım.
Canını yediğim yazarın kitaplarına ”gençleri kötüye sokuyor” diyerek dava açana sevgili bakan, çok ağır küfürleri hak...
Yukarıya bakmazsak, aşağıda ne olduğunu hiçbir zaman bilemiyoruz. Bir düşün...
– Ay Sarayı.
Bir zamanlar çok sevdiğim insanlardan şimdi nefret...
Kahveye benziyorsun. Yaşlıların her gün aynı saatte içtikleri türk kahvesi gibisin, ağzında hissettiğin acı kahve telvesisin sanki. Heyecanla kapatılmış bir fincansın, bol telveli kahveden arta kalan, soğusun da yengem fal baksın diye beklediğim. Janjanlı Starbucks kahvesi gibi değil de, evde su kaynattıktan sonra üçü bir arada paketini en sevdiğin kupaya boşaltıp, camın önüne geçmek, dışarı...
Özlemek göt gibi bir şey, nereye gidersen git...
January 2012
47 posts
Bak Momo derdi, ne oluyor, biliyor musun? Bazen önüne upuzun bir cadde çıkıyor....
– Michael Ende, Momo.
1 tag
Sen gelmezsen kış geliyor
Soğuyup donuyor güneşim
Buz tutmuş içim dışım
Cam...
– Aziz Nesin, Aşk Şiirleri.
Soğuk kahve.
Kapı çaldı. Oysa kapısını tek çalan köşedeki bakkalın çırağıydı. Onu da azarlamıştı, aylardır gelmiyordu. Kalktı, yavaşça araladı kapıyı. Kapıda bekleyen eski bir dosttu. Bir zaman anlamadı neler olup bittiğini. Çok yakarmıştı oysa biri gelip yardım etsin, onu bu kirli düşüncelerden kurtarsın diye. Şimdi anlam veremiyordu aslında bir zamanlar çok sevdiği eski dostun tam umutlarını kaybetmeye...
Ağrı kesici.
Öyle yapayalnız bir ömür ona biçilen. Ait olmadığı yerlerde bulunmaktan keyif alan gamlı bir baykuş oldu. Kendini güçlü sanıyor ama en ufak esintilerde sarsılıveriyor köklerinden. Bazı geceler yalnızlığına, ağlayacağı bir omuz olmamasına ağlıyor, bir omuz olduğundaysa yalnız kalamadığına. Kanına işlemiş bir yalnızlık türküsü. ”Sen aslında böyle biri değilsin” le başlayan cümlelerden sıkılıyor...
Çift kişilik bir yatakta yalnız kalmakta değil,...
Ömer: Kendini neden öldürmek istedin?
Gökhan: Hayatın bir anlamı yoktu, belki ölümümün olur. Hayat bir rüyaymış Ömer, insan ölünce uyanıyor. Ne öğrendim biliyor musun? İnanç perdesi ne kadar kalınsa akıl güneşi o kadar geç doğuyor.
Cennet bir yer değildir.”
“Haritada koordinatları olan bir yer...
– Jodi Picoult, Taş Kağıt Makas.
Anonymous asked: ciddi bir okuyucusun. birkaç kitap önerir misin?
1 tag
Doğumunuz, hayatınız boyunca düzeltmeye çalışacağınız bir hatadır.
– Chuck Palahniuk, Görünmez Canavarlar.
1 tag
Kimse mutluluğun sahibi değildir, bazen şansımız yaver giderse bir kira...
– Marc Levy, Keşke Gerçek Olsa.
Dünyanın en eski mesleği fahişelikse, dünyanın en eski hayal kırıklığı da aşktı.
– Hakan Günday, Kinyas ve Kayra.
Mutluluğu bulmanın ilk şartı: Onun neye...
Yanımızdan geçip gidiyor, haberimiz olmuyor. Ufukta kaybolduktan sonra anlıyoruz, meğer o mutluluğumuzmuş.
Mutluluğu atın önündeki havuç sanıyorlar. Oysa mutluluk, gerçekten sahip olduklarımızda. Sevgilinin tebessümünde, annemizin tatlı telaşında, babamızın dalgınlığında. Hem küçük hem de büyük şeylerde. Göğüs kafesimizin tam içinde yani.
Ben ihtiyaç duyulmak istiyorum. Benim birisinin hayatında vazgeçilmez olmaya...
– Tıkanma, Chuck Palahniuk.
Sen olmayınca karışık çerezin içinden bademleri seçip saklamanın bir anlamı yok,...
– Babam.